Güzel Sözler
Nikola Tesla Sözleri

Nikola Tesla Sözleri

Nikola Tesla Sözleri, Kısa Nikola Tesla Sözleri, Nikola Teslanın Özlü Sözleri, Nikola Tesla Alıntıları yer almaktadır.

Fikrimi çalmaları mühim değil… Asıl mühim olan kendi fikirlerinin olmaması.

Şimdiki zaman onlara ait olabilir, ama gelecek, ki ben hep bunun için çalıştım, bana ait.

Pek çok kişi dış dünyanın seyrine o denli kapılmıştır ki, kendi içinde olup bitenlerden tamamen habersizdir.

Sınırlı zihinlere, sınırsız güç vermek zordur.

Hepimiz hata yaparız ama hatayı işe koyulmadan yapmak en iyisi.

Kadınlar önce eşitliklerini sonra da üstünlüklerini erkekleri fiziksel olarak taklit etme yoluyla değil, kadın zihninin uyanışıyla ortaya koyacaklar.

Eksik gözlem cehaletin bir türüdür ve mevcut pek çok kavramla aptal düşünceden sorumludur.

Yalnız olun, icadın sırrı budur. Yalnız olun, fikirlerin bulunduğu zaman budur. Yalnız olun, olgunlaşacağınız an budur.

Enerji elde etmek için yakıt kullanırsak sermayemizden yer ve onu hızla tüketiriz. Barbarlıktan farkı olmayan bu yöntem gereksiz israfa yol açar ve gelecek nesillerin hayrına bir an önce durdurulmalıdır.

Para benim için insanların ona atfettiği gibi bir değer taşımıyor. Ben bütün paramı, insanoğlunun hayatını kolaylaştıracak icatlar yaptığım deneylerime yatırdım.

Benim beynim sadece bir alıcıdır (reseptör). Evrende, bilgiyi, gücü ve ilhamı ondan aldığımız bir öz var. Bu özün sırlarına nüfuz etmedim. Ama var olduğunu biliyorum.

Yaptığım araç kesinlikle nasıl hayal ettiysem öyle çalışır. Yirmi yıldan beri bunun tek bir istisnası bile olmadı.

İnsanlar birbirlerini öldürmek gibi vahşi eylemleri sürdürdükleri müddetçe gelişimin önü kapalıdır!

Düşünmek için aklı başında, derin düşünmek için oldukça deli olmalısın.

Zorlama altında gösterilen her türlü çaba yaşam enerjisinden feda etmeyi gerektirir. Ben asla böyle bir bedel ödemedim. Tam tersine ben düşüncelerimle beslendim, geliştim.

Yirmi birinci yüzyılda robotlar, antik medeniyetlerdeki kölelerin yerini alacaktır.

Her şeyden çok kitapları seviyordum. Babamın büyük bir kütüphanesi vardı ve becerebildiğim her an okuma tutkumu tatmin etmeye çalışıyordum.

Gerçek ödüller, hiçbir zaman yapılan iş ve gösterilen fedakârlıklarla doğru orantılı değildir.

Evrenin gizemini anlamak istiyorsanız, enerji, frekans ve titreşim cinsinden düşünün.

Doğanın elinden, tüm zorluklara rağmen, hayatımı riske atma pahasına kopardığım o tek giz uğruna, doğanın kazara denk geldiğim binlerce sırrını feda ederdim.

Hayatımdaki olayları gözden geçirince kaderimize şekil veren etkenlerin nasıl da gizli yerlerde olduğunu fark ediyorum.

Hep yeni heyecanlara açızdır ama çok geçmeden onları kanıksar ve kayıtsız kalırız. Dünün mucizeleri bu günün sıradan olaylarıdır.

1898 ve 1900 senelerinde devlete teklif sunulmuştu; şayet İskender’den iyilik isteyeceğinde İskender yerine çobanına gidenlerden biri olsaydım şimdiye çalışmaya başlamış olabilirdi.

Hep aynı heyecanlara açızdır ama çok geçmeden onları kanıksar ve kayıtsız kalırız. Dünün mucizeleri bugünün sıradan olaylarıdır.

Dünyanın ne düşündüğü beni ilgilendirmiyor. Ömrüm boyunca, asıl ben öldükten sonra söylenecek olanlara kıymet verdim.

Elektrik enerjisi her yerde sınırsız miktarda mevcuttur ve bütün dünyadaki makineleri başka bir yakıta gerek duymadan çalıştırabilir.

Paranın başkaları için taşıdığı anlam, benim için hiçbir şey ifade etmiyor.

Anti-sosyal davranışlar, konformistlerle dolu bir dünyada zekânın göstergesidir.

Öte yandan tütün kolay ve hoş düşünmeyi sağlar, aklın iyi çalışması için gerekli gerilim ve konsantrasyonu azaltır.

Başarı doğal güçlerden elektrik gücü elde etme yeteneğimize bağlıdır.

Yeni heyecanlar ararız fakat kısa sürede bunlara alışırız. Dünün harikaları bugünün günlük olaylarıdır.

Her şeyin telafi olacağına inancım sağlam. Gerçek ödüller daima verilen emek ve yapılan fedakarlıklarla orantılıdır.

Erdemlerimiz ve kusurlarımız birbirinden ayrılamaz, güç ve madde gibi. Onlar ayrıldığında insan bir hiçtir.

Nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi

Ben havada bulunan enerjiyi uyandırmaya çalışıyorum.

Yeni bir fikir daima anlık sonuçlarıyla değerlendirilmelidir.

Eğer güç elde etmek için yakıt kullanırsak sermayemizden yeriz ve onu hızlıca tüketiriz. Bu yöntem barbarca ve müsrifçedir ve sonraki nesillerin çıkarı için durmamız gerekir.

Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çok uğraştığım gelecek, benimdir.

Meziyetlerimiz ve başarısızlıklarımız ayrılmaz bir bütündür tıpkı enerji ve madde gibi. Ayrıldıklarında insanlık kalmaz.

Dünya buna hazır değildi, zamanının çok ötesindeydi ama aynı kanunlar sonunda galip gelecek ve bunu muhteşem bir başarı yapacaktı.

Doğa birçok yönden aynı sonuca ulaşabilir.

Hepimizin, kendi gönül ferahlığını yönetmek ve garanti altına almak için bir ideali olmalı. Bu, manevileşme gücünü yerine getirdiği sürece inanç,sanat,bilim veya başka bir şey olması önemli değildir.

Birinin Tanrı dediğine diğeri fizik prensibi der.
https://www.neguzelsozler.com/unlu-sozleri/nikola-tesla-sozleri.html

Dünün mucizeleri bugünün sıradan olaylarıdır.

Bazen evlenmeyerek işim uğruna çok büyük bir fedakarlıkta bulunmuşum hissine kapılıyorum.

…yıldırım başlı başına bir sonat olabilir. Binlerce yıldırım ise bir konserdir.

Bütün canlılar evrenin çarkında iç içe geçmiş dişlilerdir.

Fakat kısa süre içerisinde zaaflarımı ele geçirdim ve daha önce hiç yaşamadığım bir keyfi yaşadım; dilediğimi yapmayı…

Kutsal kitabı okumayan veya okuyup da anlamayan dindar, okuyup da anlayan ateist olur.

Ömrünüz bitmeden insan elinden çıkma dehşetli hadiselere tanık olabilirsiniz.

Bir sentim olabilmesi için önce pencereden dışarı avuç avuç saçacak kadar param olması gerekir.

Her şeyin telafisi olacağına inancım sağlam. Gerçek ödüller daima verilen emek ve yapılan fedakârlıklarla orantılıdır.

Dünyanın her yerinde herkes enerji kaynaklarına bedava ulaşabilmelidir.

Kutsal kitapları okuyup anlamayan dindar, okuyup anlayan ateist olur.

O kadar cahilsiniz ki, dininiz var diye ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz.

Yaptıklarımla bazı bilimsel prensipleri keşfettiğimi kabul etmeye ikna olmuyorsanız en azından adil davranıp beni birkaç güzel elektrikli aygıtın mucidi olarak tanımlayın.

Pek çok kişi dış dünyanın seyrine o denli kapılmıştır ki, kendi içinde olup bitenlerden tamamen habersizdir.

Sınırlı zihinlere, sınırsız güç vermek zordur.

Hepimiz hata yaparız ama hatayı işe koyulmadan yapmak en iyisi.

… Uzunca bir zaman ne yapacağımı bilemedim; karanlıkta kaldım. En sonunda çabalarım başka hiç bir ölümlünün kalkışmadığı bir icatla aydınlandı.

Tamamen soyut düşünüyordum. Doğa da bir kedimiydi? O halde onun sırtını okşayan kimdi? Ancak Tanrı olabilir sonucuna varmıştım.

Gerçek ödüller daima verilen emek ve yapılan fedakarlıklarla orantılıdır.

Başarmak için çok az bir şansı olsa bile gece gündüz yılmadan çalışılmalı. Gelişimin büyüklüğünü belirleyen işin niceliği değil niteliğidir.

Evrenin sırlarını bulmak istiyorsanız enerji , frekans ve titreşim cinsinden düşünmelisiniz.

Doğal yatkınlığı kuvvetli bir arzuya dönüşen insan, amacına hızlı ve emin adımlarla ulaşır.

Sanatçıların eserlerine hep hayranlık beslemişimdir ama benim fikrime göre, onların eserleri yalnızca gölge ve suretlerdir. Oysa mucitler dünyaya elle tutulur, yaşayan ve işleyen eserler kazandırırlar.

Hayatımda başarılı olmanın tek yolu disiplinden geçiyordu. Ben de arzularımla iradem bir olana kadar kendi üstümde disiplin uyguladım.

Bölgelerinde göller ve nehirler yaratacağı, vahşi elementlere emredeceği, zekâsı ve gücüyle bu dünyanın sınırlarının ötesine geçeceği günler uzak değildir.

Birisi aniden bir hüzün dalgasına kapılıp nedenini bulmak için aklını zorlarken aslında sebebin, güneşin önüne geçen bulutun güneş ışınlarını engellemesi olduğunu anlayabilir.

Çok az kişi gerçeği itiraf edecektir -Tanrı, insanı kendi suretinde yarattı- ki bu da dünya üzerindeki tüm insanları benzer kılar. Aslında çok renkli tek bir ırk vardır. İsa tek bir kişidir ama herkese aittir. Öyleyse neden bazı insanlar kendilerinin diğerlerinden daha iyi olduğunu düşünür ki?

Para insanların kendine biçtiği kıymete haiz değildir. Benim bütün param deneylere yatırılmıştır. Bunlarla yeni keşiflerde bulunup insanoğlunun yaşamını biraz daha kolaylaştırmasını sağlıyorum.

Atomların enerjilerini serbest bırakabilseydik ya da dünyanın her yerinde ucuz ve sınırsız güç kaynağı geliştirmenin başka bir yolunu bulabilseydik bu başarı bizim için lütuf olmayacağı gibi, hükümdar rejimin tahtdan indirilmesiyle sonuçlanacak bir ihtilaf ve anarşiyi tetikleyerek, insanoğluna felaket getirebilirdi.

Annem insan tabiatından anlar, asla beni azarlamazdı. Bir kişinin kendi aptallığından veya ayıplarından başkasının çabalarıyla değil ancak kendi iradesiyle kurtulabileceğini bilirdi.

Elektriğin tam olarak ne olduğunu anladığımız gün çok büyük, insanlık tarihinde görülmüş en önemli olaya tanıklık edeceğiz. Gün gelecek, insanların rahatı belki de varoluşu tamamen bu muhteşem etkene bağlı olacak.

Dar görüşlü, kıskanç bireylere, çabalarımı gölgede bırakma zevkini yaşatmak istemiyorum. Bu adamlar benim için pis birer mikroptan farksızlar. Projem doğa kanunları nedeniyle geri kaldı. Dünya buna hazır değildi. Zamanın ötesindeydi.Ama aynı kanunlar sonunda galip gelecek ve projeme muzaffarane bir başarı getirecek.

Yıkmak için inşa ediyoruz. Çalışmalarımız ile kaynaklarımızın çoğu insafsızca heba ediliyor. Gözümüzün gördüğü her yerde zaman, emek ve yaşam kaybı var. Sevimsiz bir manzara; ama gerçek bu.

Bir mucidin çabası aslında hayat kurtarmaktır. İster enerji toplasın, ister yeni aletler geliştirsin ya da yeni konforlar ve kolaylıklar tasarlasın, varoluşumuzun güvenliğine katkıda bulunur.

Çok geçmeden her yerde duman yok ediciler, toz emiciler, ozonlama cihazları, su, hava, yiyecek ve giyecek sterilizasyon aletleri; sokaklarda, üstgeçitlerde ve metrolarda kaza önleyiciler olacak. Şehirde hastalık saçan mikroplara maruz kalmak imkansız gibi bir şey olacak ama kasabalılar dinlenip iyileşmek için şehirlere gidecekler.

Hal ve gidişatımızı idare etmek, iç rahatlığımızı sağlamak için hepimizin bir ideali olmalıdır ama bu idealin inanç, sanat, bilim ya da başka şeyden olması mühim değildir; yeter ki manevileştirici bir kuvvet görevi görsün.

Herkes bedenini, her şeyden çok sevdiği birinden aldığı paha biçilmez bir hediye olarak görmelidir. Güzelliği tarifsiz, fevkalade bir sanat eseri ve insan zekasının ötesinde bir gizemdir beden. Öyle narindir ki tek bir söz, bir nefes, bir bakış; hatta bir düşünce bile incitebilir onu. Hastalığın ve ölümün kaynağı pislik, yıkıcı olmakla kalmayıp ahlaksız da bir alışkanlıktır.

Daha çok bildiğimizde cehaletimizin daha da arttığını söylemek ne kadar çelişkili dursa da doğrudur. Çünkü ancak aydınlanma yoluyla sınırlarımızın farkına varırız. Entelektüel gelişimin en memnuniyet verici sonuçlarından biri, yeni ve daha büyük ihtimallere kapı açmasıdır.

İnsan kalbini, bir mucidin kendi beyninin yarattığı bir ürünün başarıya ulaştığını görmesinden daha fazla heyecanlandıran bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bu tür duygular insana yemeyi, uyumayı, arkadaşları, aşkı, her şeyi unutturuyor.

Bir fikrin başarısı, özünde var olan değerden ziyade çağdaşlarının tutumuna bağlıdır. Zamanlıysa hemen uygulamaya geçilir, zamansızsa, güneşin sıcağına aldanıp topraktan baş veren bir filiz gibi, bastıran donla büyümeden ölür.

Muzaffer bir edayla karşılanmayı beklerken bunca zorlukla kazandığım onur payelerini babam hafife alınca çok incindim. Neredeyse bütün şevkim kırılacaktı. Ama babamın ölümünün ardından profesörlerimin babama yazıp beni okuldan almadığı takdirde aşırı çalışmaktan öleceğimi söyledikleri mektupları bulunca çok üzüldüm.

Yakın bir gelecekte aklımızda oluşan bir imgeyi ekran üstüne yansıtmak ve istenen yerde görüntülenmesini sağlamak mümkün olacak. Bu düşünce okuma aracının tamamlanması, sosyal ilişkilerimizin iyileşmesi adına bir devrim niteliği taşıyacak.

Bu müsrifliğin sonsuza dek devam etmeyeceği açıktır. Çünkü jeolojik araştırmalar yakıt kaynaklarımızın sınırlı olduğunu gösteriyor. Son yıllarda stoklarımız öyle hesapsızca kullanıldı ki tüm kaynaklarımızın tükenmesi tehdidiyle karşı karşıyayız.

Mevcut yaşam koşullarında elimizden gelen işin en iyisini çıkarmak için uyarıcılara [ çay, kahve, sigara, alkol…] İhtiyacımız olduğu doğrudur; bu sebeple aşırıya kaçmadan, iştahımızı ve her açıdan eğilimlerimizi kontrol altına almalıyız. Yıllardır benim yaptığım budur; bu sayede bedenimi ve zihnimi genç tutuyorum.

İnsanlığın sürekli artan bir ivmeyle gelişimi icatlara hayati bir bağla bağlıdır. İnsanın yaratıcı beyninin en önemli ürünleri olan icatların en yüce amaçları, zekanın maddi dünyaya tam anlamıyla egemen olması ve doğanın kuvvetlerinin insanın ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılmasıdır.

Günümüzde dünyanın en medeni ülkeleri gelirlerinin azami kısmını savaşa harcarken eğitime asgari bir pay ayırmaktadırlar. Yirmi birinci yüzyıl bu düzeni tepetaklak edecektir. Cehaletle savaşmak, savaş meydanında ölmekten daha görkemli olacaktır. Yeni bilimsel gerçeklerin keşfi diplomatların çekişmelerinden daha önemli bulunacaktır.

Franklin’den Morse’a kadar bütün bilim insanları sarih ( basit ) düşünürlerdi ve hatalı teoriler üretmezlerdi. Günümüz bilim insanları sarih düşünmek yerine derin düşünüyorlar. Sarih düşünmek için insanın aklı başında olmalı; oysa insan hem derin düşünüp hem de deli olabilir.

Açıklamam doğruysa, insanın aklında hayal ettiği herhangi bir nesnenin imgesi bir ekrana yansıtılıp gösterilebilir. Böyle bir gelişme bütün insan ilişkilerinde bir devrim yaratırdı. Bu mucizenin ileriki zamanlarda gerçekleşeceğine inancım tam; bu sorunun çözümüne çok kafa yorduğumu da ekleyebilirim.

İÇGÜDÜ bilgiyi aşan bir şeydir. Hiç şüphesiz, mantıksal çıkarım ya da beynin istemli herhangi bir çabası sonuç vermediğinde bize gerçeği gösterecek ince sinirlerimiz vardır .

Nasıl yiyecek bir şey bulacağımı bilmeden çok gün geçirdim… Ama çalışmaktan hiç korkmuyordum. Çukur kazan adamların yanına gidip çalışmak istediğimi söylemiştim. Patronları üstümü başımı, beyaz ellerimi süzüp diğerlerine bakıp güldü. Ama Pekala, ellerine tükür ve çukura atla, dedi. O gün herkesten daha sıkı çalıştım. Günün sonunda elime iki dolar geçmişti.

Sanatçıların eserlerine hep hayranlık beslemişimdir ama benim fikrime göre, onların eserleri yalnızca gölge ve suretlerdir. Oysa mucitler dünyaya elle tutulur, yaşayan ve işleyen eserler kazandırırlar.

Sonsuza giderken bütün kuvvetler mükemmel bir uyum yakalar. Bu sebeple tek bir düşüncenin enerjisi, evrenin devinimini belirleyebilir.

Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East Rivera indirebilirdim.

Barış sadece evrensel aydınlanma ve ırkların birleşiminin doğal bir sonucu olarak gelebilir ve bizler hâlâ bu mutlu farkındalıktan çok uzağız.

Dünyanın en büyük kötülüğü cehalettir. Cehaletten kaynaklanan bu direnç ancak bilginin aktarılması ve insanlığın heterojen unsurlarının birleşmesiyle mümkün olacaktır. Bu amaç uğruna hiçbir emek boşa harcanmış olmaz.

Tamamen ortamın güçleri tarafından kontrol edilen su yüzeyine şarap mantarları gibi bırakılmış birer otomatız(robotuz).Dış uyarıların sonuçlarını özgür irade sanarak yanılıyoruz.Yaptığımız hareketler ve davranışlar her zaman hayat koruyucudurlar.

Her gün keşfetme umuduyla – kim olursa olsun birilerinin, süregelen asıl sorunlarımıza çözüm bulacağı umuduyla- işimize gidiyor ve ertesi gün yeniden şevkle işimizin başına dönüyoruz; başarısız olsak bile çabalarımıza boşa değildir, çünkü bu gayretlerden, bu uğraşlardan, saatlerce tarifsiz keyif almış ve enerjimizi insanlığın yararına kullanmışızdır.

Şu anda istediğimiz, dünya üstündeki diğer şahıslar ve toplumlarla daha yakın bir temas, daha iyi bir iletişim kurmak ve dünyayı ilkel barbarlıklarla ihtilafın içine sokan, milli egoizm ve gurura olan fanatik bir bağlılığın bertaraf edilmesidir.

Barış ancak evrensel bir aydınlanma ve milletlerin bir araya gelmesinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; biz hala bu huzurlu gerçeklikten çok uzağız.

Hareket halindeki bir kütle, yönünün değiştirilmesine direnecektir. Aynı şekilde dünya da yeni fikirlere karşı çıkar. Fikrin öneminin ve değerinin kavranması zaman alır. Cehalet, önyargı ve atalet fikrin erken gelişimine ket vurur. Samimiyetsiz bileşenler ve bencil sömürücüler itibarını zedeler. Düşmanları ona saldırır ve onu yargılar. Ama en nihayetinde bütün bariyerler yıkılır ve yeni fikir yangın gibi yayılır.

Çocukluğumda tuhaf bir dertten mustariptim. Gözlerimin önünde çoğunluka güçlü ve ai ışıkların eşlik ettiği çeşitli görüntüler beliriyordu. Bu görüntüler gerçek objeleri görmemi engelliyor ve düşünce hareketlerimi etkiliyordu.

Ben asıl işe geçmek için acele etmiyorum. Aklıma bir fikir geldiğinde onu önce hayalimde canlandırıyorum. Yapısını değiştiriyorum, iyileştirmeler yapıyorum ve aleti zihnimde çalıştırıyorum. İcat ettiğim aynı düşündüğüm şekilde çalışıyor ve deney planladığım gibi sonuçlanıyor. Yirmi yıl boyunca tek bir istisnayla karşılaşmadım. Neden aksi olsun ki?

Diğer rekorlar ne kadar muhteşem olsalar da sönecekler. Fakat ben bin yıl boyunca başarılarımın üzerinde huzurlu bir şekilde uyuyabilirim.

Küçük beyinli ve kıskanç insanlara çabalarımı bozma zevkini vermek istemiyorum. Bu insanlar benim için iğrenç bir hastalığın mikroplarından başka bir şey değiller. Benim projem doğanın kanunları yüzünden gecikti. Dünya buna hazır değildi. Zamanın çok ötesindeydi. Fakat aynı kanunlar sonunda dize gelecek ve bunu büyük bir başarıya dönüştürecek.

Benim çok çalışkan olduğum söylenmiştir hep; düşünce emeğe denk görülüyorsa belki de öyleyimdir çünkü neredeyse bütün çalışma saatlerimi düşünmeye adadım. Ama çalışmak katı bir kurala bağlı kalarak, belli bir zamanda belli bir performans göstermekse şayet, o halde aylakların en boşta gezeni olabilirim.

İnsan dişisinin cinsiyet eşitliği mücadelesi, kadının daha üstün olduğu bir cinsiyet düzeniyle son bulacaktır. Yalnızca yüzeysel olgularla kendi cinsiyetinin gelişimini sezebilen modern kadın aslında insan ırkının bağrında şekillenen daha derin, daha kuvvetli şeyin tecelli edişidir.

Evrenin ortasındaki dişlilerden başka bir şey değiliz. Şu kaçınılmaz bir sonuçtur ki kendi zamanının ötesinde olan yol gösterici anlaşılamayacak ve hayal kırıklığına uğrayacak, acı çekecektir; gelecek nesillerin daha yüksek takdiri ile memnun olacaktır.

Çok yakında kablosuz olarak dünyanın her yerine mesaj iletmek öyle kolay olacak ki herkes kendi aygıtını yanında taşıyıp çalıştırabilecek. Bu konuya inancım öyle sağlam ki, enerji ve bilgi aktarımını artık teorik bir olasılıktan çok, elektrik mühendisliğinin bir gün çözmesi gereken ciddi bir meselesi olarak görmeye başladım.

İlk gayretlerimiz tamamen içgüdüseldir, canlı ve disiplin altına alınmamış bir hayal gücünün teşvikleridir. Büyüdükçe mantık öne çıkar ve daha sistemli, daha planlı insanlar oluruz. Ama o ilk dürtülerimiz, en başta üretkenlik göstermeseler de, en büyük cevherlerimizdir ve kaderlerimizi tayin edebilirler.

Düşünceler baş döndürücü doruklar gibidir. Önce seni rahatsız ederler; bir an önce aşağı inmek istersin, kendi gücüne güvenemezsin. Ama sonra hayatın karmaşasından uzakta olduğundan ve bulunduğun irtifanın ilham verici etkileriyle sakinleşirsin, adımların kararlı ve sağlam bir hal alır ve sonra daha da baş döndürücü dorukları aramaya başlarsın.

Sevgili İnsan, İnsanlığın, kendine yaşam sunan gezegeni sesiyle titreteceği, güneşin efendisi olacağı, mikrokozmik hareketin tükenmez ve yoğun enerjisini kullanacağı, atomların önceden belirlenmiş formlara kombin edileceği, okyanusu yatağından çıkarıp hava yoluyla taşıyarak dünyanın değişik

Başladığım şeyi illa bitirmek gibi bir saplantım vardı. Bir keresinde Voltaire’nin eserlerini okumaya başlamış ve o canavarın gün boyu yetmiş iki fincan sade kahveyi devirerek yazdığı, küçük harflerle basılmış yaklaşık yüz kitaplık bir külliyatı olduğunu öğrenince gözüm korkmuştu. İlla ki okunacaklardı ama son kitabı bitirip masaya koyduğumda çok memnun olmuş ve, Bir daha asla! Demiştim.

İspatlamadığım hiçbir şeyin bildirisinin altına imzami atmadım. Bu yüzden benim yaptığım hiçbir beyan tekzip edilmemiştir ve bundan sonra da edileceğini sanmıyorum. Zira bir şey yayımlacagim zaman önce deneyini, sonra hesaplanmasını yapar, teori ile pratik birbirini tuttuğunda da sonuçları duyururum.

İnsanların çoğu dış dünyanın beklentileri ile öyle meşgul ki kendi içlerinde olanlardan tamamen bihaber. Milyonlarca insanin erken yaşta ölümü öncelikle bu sebebe bağlanabilir. Dikkat edenlerde bile hayal gücünden sakınmak ve gerçek tehlikeleri görmezden gelmek gibi yaygın bir hata var. Bir birey için gerekli olan, aşağı yukarı tüm insanlara uyarlanabilir. Örneğin içki yasağı dönemini düşünelim. Bu ülke şu anda alkol tüketimine karşı sert ve hatta anayasaya aykırı önlemler alınıyor ve fakat küçük yaşlarda bile özgürce kullanılan kahve, çay, tütün, sakız ve diğer uyarıcılar -ölenlerin sayısına bakarsak- vücuda çok daha zararlı.

Kablosuz teknolojisi tam anlamıyla kullanıma geçtiğinde bütün dünya koca bir beyne dönüşecek- ki aslında şu anda da öyle; her şey gerçek ve ritmik bir bütünün parçası. Birbirimizle anlık olarak, mesafe sorunu yaşamadan iletişim kurabileceğiz. Bununla da kalmayacak, televizyon ve telefon aracılığıyla, binlerce kilometreye rağmen birbirimizi, Sanki yüz yüze oturuyormuşuz gibi göreceğiz; üstelik bunları yapmamızı sağlayacak aletler mevcut telefonunuzdan çok daha basit olacak. Ceket cebinde bile taşınabilecek.

Edison’la tanışmamız benim için akıldan çıkmayacak bir hadiseydi. Yaşamının başında kendisine hiç fırsat tanımamış hiç bilimsel eğitim görmemiş birinin bunca iş başarmış olması beni hayran bırakmıştı. Oysa ben bir düzine dil öğrenmiş, edebiyat ve sanatla ilgilenmiş, en güzel yıllarımı kütüphanelerde geçirmiş elime ne geçse; Newton’ın Principiasından, Paul de Kock romanlarına kadar okumuştum ve hayatının çoğunu çarçur ettiğimi düşünüyordum. Ama bunun yapabileceğim en iyi şey olduğunu anlamam çok uzun sürmedi.

Çocukluğumda yaşadığım ve meyvelerini sonra aldığım tuhaf bir tecrübe anlatayım: Daha önce görülmemiş ani bir soğuk hava dalgası yaşanıyordu o aralar. Öyle ki karda yürüyen insanlar arkalarında parlak bir iz bırakıyordu. Bir gün Macak’ın sırtını okşarken bir anda kedinin sırtı paradı ve elimden kıvılcımlar çıktı. Babam buna elektrik dendiğini, fırtınalı günlerde ağaçlara düşenle aynı şey olduğunu söyledi. Annem paniğe kapılmıştı. Kediyle oynamayı bırak, alev alacak şimdi, diye çıkıştı. Tamamen soyut düşünüyordum. Doğa da bir kedimiydi? O halde onun sırtını okşayan kimdi? Ancak Tanrı olabilir sonucuna varmıştım.

1885 kışında bir akşam Bay Edison, Edison Aydınlatma Şirketi’nin başkanı Edward Hm Johnson, operasyon müdürü Bay Batchellor ve zatıâlim şirketin ofislerinin bulunduğu 5. Cadde, 65 numaranın karşısında küçük bir yere girdik. Birinin aklına birbirimizin kilolarını tahmin etmek fikri geldi ve ben bir tartıya çıkmaya teşvik edildim. Edison beni baştan aşağı yokladı ve Tesla 69 kilo ağırlığında. Dedi. Tahmini tam tamına doğruydu. Çıplakken 64 kiloydum ve kilom hâlâ aynıdır. Bay Johnson’a fısıldadım: Edison kilomu nasıl bu kadar doğru tahmin edebildi? Şey, dedi sesini kısarak, sana sır olarak söyleyeceğim ancak hiçbir şey söylememelisin. O yıllarca Chicago’da bir mezbahada çalıştı. Her gün binlerce domuz tartardı. İşte bu yüzden. Arkadaşım pek muktedir Chauncey M. Depew orijinal anektodlarından bir tanesini çıkarttığı bir İngiliz’den bahseder. Adam şaşkın bir şekilde dinler ve bir yıl sonra kahkaha ile güler. İtiraf etmem gerekirse benim Johnson’ın şakasını anlamam bundan daha uzun sürdü.

Din ancak bir idealdir. İnsanoğlu maddi bağlardan azat etme eğiliminde ideal kuvvettir. Ben şahsen maddeyle enerjinin yer değiştirebileceğine inanmıyorum. Ne de bedenle ruhun. Evrende çok fazla madde var ve bunlar yok edilemez. Benim gördüğüm kadarıyla bu gezegende bireysellik yok. Böyle denince gülünç gelebilir ama ben herkesin uzaydan geçen bir dalga olduğuna inanıyorum. Bu dalga aldığı yol boyunca her dakika değişiyor ve nihayet bir gün çözülüp gidiyor.

Genel ilkeler adına, sığırı gıda sağlayan bir araç olarak yetiştirmek sakıncalıdır. Kesinlikle sebze yetiştirmek buna tercih edilmelidir ve bu nedenle de vejetaryenliğin, kurulu olan barbar alışkanlık sisteminden övgüye değer bir ayrılış olduğunu düşünüyorum. Bitkisel gıdayla geçinebileceğimiz ve hatta bu yolda çalışmalarımızı avantaja dönüştürebileceğimiz, yalnızca bir teori değil, müspet bir gerçektir. Birçok ırk, neredeyse yalnızca sebzelerden gelen üstün fizik ve güce dayanarak yaşar. Örneğin, yulaf ezmesi gibi bazı bitki besinlerinin, etten hem daha ekonomik hem de mekanik ve zihinsel performans konusunda etten daha üstün olduğuna şüphe yoktur. Dahası, bu tür gıda, sindirim organlarımızı kesinlikle daha az vergilendirir ve bu gıda miktarı bizi daha mutlu ve girişken yapar. Bu gerçekler ışığında, her çaba, ahlakımıza aykırı bir şekilde hayvanların nedensiz yere vahşice katledilmesini durdurmaya yönelik olmalıdır.

Kendi alternatif akım ve yüksek frekans ile ilgili Frekans yüksek olduğu müddetçe yüksek voltajlardaki alternatif akımlar derinin yüzeyinde, herhangi bir yaralanmaya neden olmadan salınırlar. Ama bu amatörlerin becerebileceği bir şey değildir. Sinir dokularına nüfuz edebilecek miliamperler öldürücü bir etki yaratabilir ama derinin üzerindeki amperler kısa süreler için zarar vermez. Derinin altına sızabilecek düşük akımlarsa, ister alternatif ister doğru akım olsunlar, ölüme yol açabilir…

Tarihin başlangıcından bu yana gerçekleşen bu en büyük savaştan (II. Dünya Savaşı) yeni bir dünya doğmalıdır –insanlığın fedakarlıklarını haklı çıkaracak bir dünya. Bu yeni dünya da zayıf güçlünün, iyiyse kötünün suiistimaline uğramamalı; fakir zenginin şiddetiyle aşağılanmamalı. Zihnin yaratımları, bilim ve sanat, topluma insanlığın daha iyi ve barış içinde yaşaması için hizmet etmeli, bireylerin bencilce servet edinmeleri için değil. Bu yeni dünya mazlumun ve hor görülenlerin değil, onur ve saygınlıkta birbirine eşit özgür insanlarla ulusların dünyası olmalı.

Bireyler arasındaki kavgalar, tıpkı devletlerle milletler arasındakiler gibi, kelimenin en geniş anlamıyla, daima yanlış anlaşmalardan; bir başkasının görüş açısını takdir etme kabiliyetsizliğinden kaynaklanır. Bu da cehaletten, kendi alanlarında değil ama karşılıklı alanlardaki cehaletlerinden dolayıdır. İhtilaf tehlikesi, her insanda bulunan mücadelecilik özelliğinin baskınlığına bağlı olarak artıyor. Doğuştan gelen bu savaşçılık temayüllerine direnmek için en iyi yol, başkalarının faaliyetlerinden yana cehaletin, genel kültürün sistemli bir şekilde arttırılması yoluyla defedilmesidir. Bu amacı gözardı etmeden fikir teatisinin ve karşılıklı ilişkilerin desteklenmesi çok önemlidir.

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER!

İlk yorumu sen yapabilirsin