Emma Goldman Sözleri

Emma Goldman Sözleri

10 Temmuz 2020 15:20

Bu sayfamızda Emma Goldman Sözleri yer almaktadır.

Artık hayal kuramadığımızda ölürüz.

Dans edemediğim devrim, devrim değildir.

Pek çok insan hayata bakar ama onu yaşamaz.

sponsorlu bağlantılar

Aşk olmadan hiçbir ırk kendini geliştiremez.

Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı.

Nefretten kurtulmak, sevgiden kurtulmaktan daha kolay.

Onurlu yaşamak çok zor ama onurunu koruyarak ölmek daha da zor

Yalnız olduğunu en çok, ‘yalnız değilsin’ dediklerinde hissedersin.

Özgürlük, uğrunda mücadele etmeye ve yaşamaya değer tek insani maceradır.

Hiçbir insan, dünya üzerinde tek bir köle kalmayana dek güvende değildir.

Sevmek, birini bulmak veya kazanmak değil. Bir başkasında kendini bulmaktır.

İş isteyin, iş vermezlerse ekmek isteyin. Ekmek vermezlerse, ekmeğinizi alın.

Oy hakkı, eşit sosyal haklar çok güzel talepler olabilir, ancak esas özgürleşme, kadının ruhunda başlar.

Evlilik ve aşk birbirleriyle eş anlamlı değildir; tam tersine, birbirleriyle uzlaşmaz bir noktadadırlar.

Eğer iki ayrı dünya özgürlük ve eşitlik içerisinde birbiriyle buluşursa, bu muhteşem ve şiirsi bir haldir.

Bütün savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır.

Eğer aşk, koşulsuz vermek ve almak değilse buna aşk denmez, öyle bir aşk ancak, artılarla eksileri dengelemeyi asla başaramayan bir işlem olur.

Dante’nin Cehennem’e atfettiği bir veciz lafı, evlilik için de aynı derecede geçerlidir. Buraya giren herkes, bütün umutlarını dışarıda bırakır.

Kapitalist toplum hiç durmadan çalışanların asla bir şeye sahip olmadığı buna karşılık hiç çalışmayanların her şeyin keyfini çıkardığı bir toplumdur.

Evlilikte, ikramiyesi sadece koca olduğu halde kadın bunun karşılığını kendi adı, özel hayatı, özsaygısı ve ölüm onları ayırıncaya kadar fiilen bütün ömrüyle öder.

Ben inanıyorum, hatta aslında biliyorum ki, insanın düşündükleri ve yaptıkları iyi ve güzel olan ne varsa, bunların hepsi hükümetlere rağmen vardır, onlar sayesinde değil!

Kadın gerçekten özgür olmayı arzuluyorsa, önce kendini azad edilmekten kurtarma gerekliliğiyle yüz yüzedir. Bu, kulağa bir kısır döngü gibi gelse de, aslında gerçeğin ta kendisidir.

Hiç kuşkusuz bazı evlilikler aşkın meyvesidir. Yine de bunun sebebi, aşkın kendisini sadece evlilikte göstermesi değil, toplumun benimsediği gelenekten tamamen kendini kurtarabilecek durumda olmamasıdır.

Anarşizm, insan aklının din egemenliğinden ve insan bedeninin mülki baskıdan özgürleşmesi için; devletin zincir ve kısıtlamalarından özgürleşmek için vardır. Bireylerin özgürce gruplaşmasına dayalı bir sosyal düzendir.

sponsorlu bağlantılar

Anarşizm, İnsan yapımı yasayla kısıtlanmayan bir özgürlüğe dayanan yeni bir sosyal düzenin felsefesi; bütün hükümet biçimlerinin şiddete dayandığını ve bu yüzden gereksiz olduğu kadar yanlış ve zararlı olduğunu söyleyen teori.

Vatanseverlik, yapay bir şekilde yaratılmış ve yalanlar ile yanlış söylentilerin birbirini beslemesinden kaynağını alan bir hurafedir, insanı özgüven ve değerlerinden kopartırken, ona kibir ve anlamsız bir gurur katan boş bir hurafe.

Aramızda gerçeğin ve adaletin en büyük düşmanları, bir kütle halindeki çoğunluklardır, kahrolası kütle halindeki çoğunluklar.” Hırsı ve inisiyatif kullanma yeteneği olmayan bu kitle, hiçbir şeyden yenilikten olduğu kadar nefret etmez.

Anarşizm, insanın ufkunu açıp onu serbest kılan ve özgürleştiren bir güçtür, çünkü insanlara kendi yeteneklerine güvenmeyi, onlara özgürlüğe inanmayı öğretir, kadınları ve erkekleri herkesin özgür ve güvende olacakları bir toplumsal hayat için mücadele etmeye teşvik eder.

Laura Marholm, kadının zihni gelişimi ne kadar artarsa, kendisini yalnızca karşı cins olarak değil, aynı zamanda karakterinden ödün vermeyecek birey, insan, arkadaş, yoldaş ve güçlü bir kişilik sayacak uygun bir eşle karşılaşma ihtimalinin o kadar azaldığından bahsediyor.

Aşk, bütün hayatın en güçlü ve en derin esası, umudun, neşenin, esrikliğin müjdecisi; aşk, bütün kanunlara meydan okuyan; aşk, insan kaderinin en özgür, en güçlü kalıbı; böylesi her şeyi zorlayan bir güç nasıl olur da zavallı minik Devlet ve Kilise çocuğuyla, evlilikle eş anlamlı anılır?

On beşime geldiğimde karşılıksız bir aşka tutuldum ve bunun acısıyla bir ton sirke içerek romantik bir yoldan intihar etmeyi düşledim. Aşkımdan intihar etmenin beni mezarımda uçuk ve ilginç, solgun ve şiirsel göstereceğini düşünmüştüm. Ama onaltıma geldiğimde daha görkemli bir ölümde karar kıldım. Ölene kadar dans edecektim.

Zamanımızın en büyük vatanseverlik karşıtı Leo Tolstoy, vatanseverliği, bütün katillerin eğitimini tatmin edecek bir prensip olarak tanımlar; hayatın gereklilikleri olan ayakkabı, giysi ve ev yapmaktan çok, insan öldürmeye daha uygun donanımı bulunan bir iş; ortalama işçiden daha üstün karları ve zaferleri garantileyen bir iş.

Evlilik genellikle salt ekonomik bir düzenlemedir, kadına süresi ömür boyu olan bir sigorta poliçesi sağlar, erkeğe de kendi türünü devam ettirmesini sağlayacak tatlı bir oyuncak. Yani evlilik ve bu yolla sağlanan eğitim düzeneği, kadını asalakça, bağımlı olarak ve çaresiz bir hizmetkarmış gibi sürdüreceği bir hayata hazırlarken, erkeğe bir insanın hayatını tapulu mülkmüş gibi sahiplenme hakkını tanır.

Evlilik Devlet’i ve Kilise’yi her yönüyle besleyen bir kurumdur; hayatın insanları geliştirip incelten bir alanda tuzağa düşürmek hem Devlet’in hem de Kilise’nin eski çağlardan beri hiç bıkmadan peşinde kovaladığı bir av olmuştur. Aşk, ezelden beri insan ilişkilerinin en güçlü faktörüdür; aşk, insan eliyle yapılan her türlü yasadan üstün gelmiş ve kiliseyle ahlakın dayattığı demir parmaklıkları her çağda kırıp atmıştır.

Kadının bağımsızlığı ve özgürleşmesine dair mevcut anlayışların sığlığı; sosyal dengi olmayan bir erkeğe aşık olma korkusu; aşkın, özgürlüğü ve bağımsızlığı ellerinden çalacağı endişesi; aşk ya da annelik hazzının mesleğinde tecrübe kazanmasına engel olacağından duyduğu dehşet; bunların hepsi özgürleşmiş modern kadını, kendi ruhunun duygularının farkına varamayan, acıyı ve neşeyi doya doya yaşayamayan saplantılı bir rahibe yapıyor.

Ben, kadınlar kendi kurtuluşlarının altına imzalarını attıklarında, kadının ilk bağımsızlık bildirgesinin, cebinde ne kadar para olduğuna bakarak değil, kalbi ve zihnine duyduğu hayranlıkla bir erkeği sevmek olacağına inanıyorum. Kadının ikinci bağımsızlık bildirgesi de, dış dünyayı araya sokmadan kendi aşkının peşine takılma hakkına sahip çıkması olacaktır. Üçüncü ve en önemli bildirgeyse, mutlak bir hak olan özgürce annelik hakkının tanınmasıdır.

Kadının gelişimi, bağımsızlığı özgürlüğü kendisinden gelmelidir. İlk olarak kendisini bir obje değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır. İkincisi, hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak; kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, tanrının, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır. Bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur.

Bir gün, bir gün gelecek, kadınlar ve erkekler isyan edecekler, dağın zirvesine erişecekler, aşkın altın ışınlarının altında büyük, güçlü ve özgür olarak buluşacaklar, almaya, katılmaya, keyifli bir durumun tadını çıkarmaya hazır bir halde yaşayacaklar. Ne fantezi, ne hayal gücü, ne şiirsel zeka, kadınların ve erkeklerin hayatında böyle bir gücün neler yapabileceğini öngörmeye kalkabilir. Şayet dünya, gerçek yoldaşlığı ve tekliği doğuracaksa, böyle bir yoldaşlığın ve tekliğin kaynağı evlilik değil, aşk olacaktır.

İnsanlar beyinleri satın alabilir ama dünyadaki milyonlarca kişi aşkı satın alamıyor. İnsanlar, bedenleri baskı altında tutarken, yeryüzündeki bütün iktidarlar bir araya toplanıp da aşkı dize getiremiyor. İnsan, bütün ulusları fethetmiş olsa bile, ordular bir türlü aşkı fethedememiştir. İnsan ruhunu zincirleyip prangaya vurdu, lakin aşkın karşısında baştan aşağı çaresiz kaldı. Saltanatında hazinesinin bütün görkemi ve ihtişamıyla hükmetse de, aşk yanından geçip gittiğinde insan yoksul ve perişandır. Şayet aşk yanında durursa, en fakir virane bile sıcaklık, hayat ve renkle ışıldar. Aşkın bir dilenciyi kral yapacak büyülü kudreti vardır. Evet aşk beleştir, başka bir atmosferde mesken tutmaz. Özgürlükte kendisini çekinmeden, bol bol, bütünüyle sunar.

sponsorlu bağlantılar
BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER
SÖZLER (0)
Ziyaretçi

    İlk sözü sen yazabilirsin.

YORUMLAR (0)
Ziyaretçi

    İlk yorumu sen yapabilirsin.

Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş bulunuyorsunuz. Daha fazla bilgi için tıklayınız