Ahmet Altan Sözleri

Ahmet Altan Sözleri

22 Mayıs 2020 00:30

Bu sayfamızda Ahmet Altan Sözleri yer almaktadır.

Ne kadar kalabalık bir yalnızlığa sahibiz.
Ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
Orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde.

Siz gidin, ben sonra gelirim.
Herkesten geri kalmak,
kervandan kopmak istiyorum…

sponsorlu bağlantılar

Kör oluruz kendi yüzümüze, kendi hayatımıza.
Kendi zaaflarımıza, kendi günahlarımıza kör oluruz.

Yitirmenin ne olduğunu biliyorum.

Felsefe, mükemmelin sırrını arar ve bulamaz.

Geçmiş onu bırakmıyor, o geleceğe erişemiyordu.

Yeryüzünde utançtan daha büyük bir ceza yoktur.

Ölümü bile ikinci sıraya düşüren bir durumdur aşk.

Eğer bir gün hayatıma ihtiyacın olursa gel ve al onu.

Bir gün seni kaybettiğimde bir parçamı kaybetmiş olacağım.

Aşk kılıç yarası gibidir, acısı geçer ama mutlaka izi kalır.

Ne gerçeğimizden memnunduk ne gerçeğimizi değiştirebiliyorduk.

Hayatlarımızı kararlarımız mı, kararsızlıklarımız mı belirler?

Yalnızlık, her gittiğiniz yere sizden önce varıp sizi karşılar.

Ruhunuzun bir köşesi bütün insanlığa kapalı, bütün insanlardan uzak.

Sevgi çok güçlü olduğu zaman insanı bazen garip bir biçimde uyuşturur.

Mutluluğu kaçırdığım doğru ama benim aradığım mutluluk bu değildi zaten.

Ben şanslı olanlardanım, hayatımdan daha kıymetli bir şeylerim var benim.

Hayatın benle dalga geçtiği ve benim hayatla dalga geçtiğim zamanlar oldu.

Onu bir oyuna çevirmezsen hayat nedir ki, koca bir can sıkıntısından başka?

Ölümden korktuğumuzdan değil yaşadığımız, biz savaşmayı sevdiğimizden yaşarız.

“O gitmez” dediğin kaç kişi gitti, asla kopamayacağını sandığın kaç kişiden koptun.

Ama insan her zaman sevdiğini yok etmiyor, bazen de sevdiği için kendini yok ediyor.

sponsorlu bağlantılar

Bütün engelleri, yasakları, sınırları parçalamak, yok etmek, ortadan kaldırmak istiyorum.

Hepsinin anlatacak bir hikâyesi, yakınacak bir acısı, teselli için gösterdiği bir yol vardı.

Şeytanın yarattığı bir gökkuşağı gibidir kıskançlık. Kendini tutsak,kıskandığını özgür görürsün.

Kazanamayacakları bir savaşı kazanacaklarını sananlar, bunun yanlış olduğunu söyleyenlere kızarlar.

Tarihten kötülükleri çıkartırsanız; elinizde çok övünülecek, çok parlak lakin çok kısa bir metin kalır.

Bazen, acı, onu yaratan insanın bir parçası gibi gözükür, ondan kopmak acıyı yaratandan da kopmak gibi gelir.

Sevmek böyle bir şey olmamalıydı, insanı güçsüzleştiren, çaresizleştiren, zavallılaştıran bir şey olmamalıydı.

Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığımdan yalnızım ben.

Sence hangisi daha muhteşem. hayallerinin gerçekleşmesi mi yoksa bir başkasının hayallerini gerçekleştirmek mi.

Elin oğlu alay etmez mi? Lozan antlaşması’yla 4.3 milyon kilometrekarelik toprağı nasıl kaybettiniz’ diye sormaz mı?

Büyük ve unutulmaz aşkları, öylesine büyük ve unutulmaz kılan, yapılan hataların açtığı ve asla sağalmayan yaralar mıydı?

Hep “öldürmeyi” amaçlayan kutsallıklar peşinde koştuk, artık bir de “yaşatmayı” amaçlayan kutsallıkların peşinden gidelim bence.

“Bir insanı tanımak istiyorsan onun kimi seçtiğine bak,”. “İnsanların kimliğini onların seçtikleri insanların kimliği ele verir.”

Para harcamak kültür ister, o da bizimkilerde yok. Almanların goethe’si, mozart’ı, bethoveen’i var. Bizim ise sadece pastırmalı yumurtamız.

Birine bağlanmadan önce, ‘bağlandığımda acı çeker miyim’ diye korkarken, bağlandıktan sonra ‘acaba o acı çekecek mi’ diye korkmaya başlarız.

İnsan başkalarından korkmaya başlayınca, başkalarını da korkutmaya başlıyor, kırk yaşıma gelince yaşamın biraz garip bir şey olduğunu anlamaya başladım.

Ben, yirmi yıla kadar bildiğimiz türde okulun yeryüzünde kalmayacağına, bilgisayarlar sayesinde çok başka eğitim biçimlerinin ortaya çıkacağına inanıyorum.

Geçmişten kalan acılarının sahibi uzaktaydı, gelecek ise kısa bir deniz yolculuğunda bile vaat ediciliğini kaybedecek kadar anlamsız ve cazibesiz gözüküyordu.

Doğarsın, hayatının bazı kısımlarını inşa etme özgürlüğün vardır. Ama ölümde seçme özgürlüğü yok. Yapılacak tek şey, yaşayacağın zamana mümkün olduğunca mana yükleyebilmek.

Alman’dan bir randevu istersin ve o sana ‘tamam, çarşamba günü saat 8.45’te buluşalım’ der. Türk’ten randevu istersin, ‘çarşamba günü öğleden sonra tekrar arar mısın?’ diye sorar.

Hayat diye bir şey var, her zaman size keşfedilecek geniş alanlar bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına sokulamadığınız bir hayat, sadece size ait bir hayat.

Tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

Birbirlerini sevmişler, birbirlerinden uzaklaşmışlar, milyonlarca insanın içinde dolaştığı bir meçhule dalmışlar ve o milyonlarca insanın içinde yeniden birbirlerini bulup yeniden birbirlerine âşık olmuşlardı.

Bakın, bir sistem “slogan attı, şaka yaptı” diye çocukları mahkemelere doldurmaya başladığında artık o sistemin sonu gelmiş demektir.bu saçmalıkların, bu manasız baskıların, bu gereksiz yasakların, bu bunaltıcı ve sıkıcı tabuların miadı doldu.

Çocukken, kendime ait küçücük bir denizaltım olmasını isterdim, binip derinlere, kalabalıklardan uzaklara gidebileceğim, beni insanlardan ve hayattan saklayacak, zırhıyla beni kucaklayıp koruyacak bir denizaltı. Sonra yazıyı keşfettim, yazılardan bir denizaltı yapılabileceğini.

Sessiz ve mükemmel gece. Ve biri eksik. Biri her zaman eksik. Biri, geldiğinde bile eksik. Öyle eksildik ki yaşarken, bize dokunan herkesi eksiltiyoruz.yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız; ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.

sponsorlu bağlantılar
BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER
SÖZLER (0)
Ziyaretçi

    İlk sözü sen yazabilirsin.

YORUMLAR (1)
Ziyaretçi
  1. Ziyaretçi Ali

    Bu ne arkadaş ya…
    Abuk subuk ne idüğü belli olmayan bu ve buna benzer kişilerin ne sözü olabilir ki bu siteye koyuyorsunuz…
    Kalite yerlerde resmen…

    1 saniye önce

Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş bulunuyorsunuz. Daha fazla bilgi için tıklayınız